Sabahattin Ali
2019-01-05
"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum "Kürk Mantolu Madonna"yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum." Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.
Sabahattin Ali'nin bu eseri, insanın içsel çatışmalarını ve toplumsal baskıları, minimalist bir anlatımla ustalıkla ortaya koyuyor. Kitap, bir yandan romantik ve tutkulu bir ilişkinin derinliklerine dalarken, diğer yandan da dönemin sosyopolitik gerçekliklerini yansıtıyor. İstanbul'un havasını hissettirecek kadar yoğun ve sevda dolu bir okuma deneyimi sunuyor. Özellikle modern Türk edebiyatının klasikleri arasında yer alan bu eser, şehrin ruhunu ve insanın karmaşık duygularını anlamamıza yardımcı oluyor.